Esma-ül Hüsna ve Tevhid

⏳ 3 Dk Okuma Süresi

İnsan ancak tanıdığına güvenir ve sever. Allah'ı güzel isimleriyle tanımak, tevhidi yaşamaktır.

İsimlerin Tecellisi

Tevhid sadece "Allah vardır ve birdir" demek değildir. Tevhid; Allah'ı Kur'an'da ve sahih sünnette kendini tanıttığı isim ve sıfatlarıyla bilmek, bu isimlerin manasını hayata taşımaktır. Bir muvahhid, başına gelen her olayda Allah'ın hangi isminin tecelli ettiğini okuyabilen insandır.

Er-Rezzak (Mutlak Rızık Veren)

Rızkın yalnızca Allah'tan geldiğine iman etmek, insanı patronuna, müşterisine veya rütbe sahiplerine kul olmaktan kurtarır. İnsan rızkı için çabalar, sebeplere sarılır ama bilir ki rızkı veren patronu değil, Er-Rezzak olan Allah'tır. Bu inanç, insanın rızık korkusuyla harama girmesini veya taviz vermesini engeller.

“Şüphesiz ki rızık veren, mutlak güç ve kuvvet sahibi olan Allah’tır.” (51/Zâriyât, 58)

Eş-Şâfî (Şifa Veren)

Hastalık anında doktora gitmek, ilaç kullanmak Allah'ın evrendeki sünnetine (kanunlarına) uymaktır. Ancak tevhid ehli bilir ki, doktor ve ilaç sadece birer vesiledir. Asıl şifayı veren Eş-Şâfî olan Allah'tır. İyileştiğinde ilaca veya doktora değil, Rabbine şükreder.

“Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur.” (26/Şuarâ, 80)

El-Melik ve El-Hakem (Hükümran ve Hüküm Koyan)

Mülkün gerçek sahibi ve mutlak hükümdar O'dur. Tevhid, sadece gökyüzünün değil, yeryüzünün ve hayatımızın kurallarını da Allah'ın belirlemesini kabul etmektir. Helal ve haram sınırlarını çizme yetkisi yalnızca El-Hakem olan Allah'a aittir.

El-Vekîl (Güvenilen, Dayanılan)

Modern çağın insanı sürekli bir "kurtarıcı", bir "torpil" veya dayanacak güçlü bir "kapı" arayışındadır. Oysa Tevhid ehli bilir ki, en sağlam kulp ve en güçlü vekil ancak Allah'tır. El-Vekîl ismine iman etmek; elinden gelen tüm çabayı (sebepleri) yerine getirdikten sonra sonucu yalnızca Allah'a havale etmek ve "O ne güzel vekildir" diyerek kalbini dünyanın tüm vesveselerinden arındırmaktır.

“...De ki: ‘Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!’” (3/Âl-i İmrân, 173)

El-Alîm ve Es-Semî (Hakkıyla Bilen ve İşiten)

Şirkin en sinsi hali "riya"dır; yani insanların beğenisini kazanmak için iyilik veya ibadet yapmaktır. El-Alîm (her şeyi bilen) ve Es-Semî (her şeyi işiten) isimleri kalbe yerleştiğinde, insan gösterişten kurtulur. "Kimse görmese de Rabbim görüyor, kimse bilmese de O niyetimi biliyor" bilinci, kulu sadece Allah'ın rızasını aramaya (İhlas'a) götürür. İnsanın gizlisiyle açığının bir olması, Tevhidin ta kendisidir.

“O, göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir. Gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da bilir...” (64/Teğâbün, 4)

El-Vedûd (Çok Seven ve Sevilen)

Tevhid sadece bir korku veya katı kurallar bütünü değildir; o aynı zamanda muazzam bir sevgi bağıdır. İnsanın kalbinde makam, para, şöhret veya başka insanların sevgisi Allah sevgisinin önüne geçtiğinde orada gizli bir şirk başlar. El-Vedûd olan Allah'ı tanımak, O'nu her şeyden çok sevmeyi ve O'nun rızasını her türlü sevginin üstünde tutmayı gerektirir.