Dua ve Tevhid

⏳ 3 Dk Okuma Süresi

Kulun acizliğini itiraf etmesi, Yaratıcısı ile arasına hiçbir aracı koymadan doğrudan O'na yönelmesidir.

Dua İbadetin Ta Kendisidir

İslam'da dua, sadece başımız sıkıştığında bir şeyler istemek için yapılan bir ritüel değildir. Dua, kulun Allah'a muhtaç olduğunu bilmesi ve kulluğunu sunmasıdır. Bu yüzden dua, bizzat ibadetin kendisidir ve ibadet yalnızca Allah'a yapılır.

“Rabbiniz şöyle buyurdu: ‘Bana dua edin, size icabet edeyim. Şüphesiz ki bana ibadet etmekten kibre kapılanlar, aşağılanmış olarak cehenneme gireceklerdir.’” (40/Mü'min, 60)

Allah Resûlü ﷺ bu gerçeği, “Dua ibadetin ta kendisidir” (Tirmizî, Ebu Davud) buyurarak pekiştirmiştir.

Aracı ve Şefaatçi Edinmek (Şirk)

Tarih boyunca Mekkeli müşrikler de dâhil olmak üzere sapan toplumların en büyük yanılgısı, Allah'ın varlığını inkâr etmek değil; O'nunla aralarına "bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar" diyerek salih insanları, melekleri veya putları şefaatçi olarak koymalarıdır.

“Dikkat edin! Hâlis olan din yalnızca Allah’ındır. O’nun dışında veliler edinenler: ‘Biz bunlara, sadece bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz.’ (derler) ... Şüphesiz ki Allah, yalancı ve kâfir olan kimseyi hidayet etmez.” (39/Zümer, 3)

Tevhid ehli bir muvahhid, Allah'ın kapısına gitmek için dünyevi kralların kapısındaki gibi "sekreterlere, torpillere veya aracılara" ihtiyaç duymadığını bilir. Şirk, Allah'ı dünyevi aciz yöneticilere benzetmektir.

O, Bize Çok Yakındır

Allah, kulunun sesini duymak için aracı bir sese ihtiyaç duymaz. Kulun kalbinden geçeni, fısıltısını ve gözyaşını anında işitir ve icabet eder.

“Kullarım sana beni soracak olurlarsa, şüphesiz ki ben onlara çok yakınım. Bana dua edenin duasına icabet ederim. O hâlde onlar da benim davetime icabet etsinler ve bana iman etsinler ki doğru yolu bulsunlar.” (2/Bakara, 186)

Gerçek tevhid, derdini yalnızca Rabbine açmak, O'ndan başkasına el açıp boyun bükmemektir.