Ölümsüzlük İllüzyonu
Modern çağın insanı devasa gökdelenler diker, dijital dünyalarda yedeklenir, durmadan tüketir. Bütün bu koşturmacanın altında çok derin bir korku yatar: Ölümü unutma çabası. Sistemin sana dayattığı yanılgı, bu dünyada sonsuza dek kalacakmışsın gibi yaşamandır. Yüz kremleri, sağlık çılgınlıkları ve bitmeyen kariyer hırsları... Hepsi kaçınılmaz sondan gözünü kaçırmak içindir.
Oysa Tevhid, insanı bu illüzyondan uyandırır. Muvahhid bilir ki; yeryüzündeki tüm krallıklar, makamlar ve bedenler fânidir. Bâki (kalıcı) olan yalnızca Allah'tır.
"Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı bir metadan başka bir şey değildir." (3/Âl-i İmrân, 185)
Hesap (Mizan) Şuuru
Eğer ahiret (hesap günü) olmasaydı, yeryüzünde zalimin yaptığı yanına kâr kalır, iyilik yapanın ise emeği toprağa karışırdı. Oysa El-Adl olan Allah, bu dünyayı başıboş bırakmamıştır. Yaptığın en gizli iyilik, fısıldadığın en sessiz dua ve haksızlığa uğradığında döktüğün o tek damla gözyaşı... Hiçbiri kaybolmaz, hepsi O'nun katında kayıt altındadır.
"Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu görür." (99/Zilzâl, 7-8)
Ahiret bilinci bir korku aracı değil, insanın vicdanını diri tutan, ona yeryüzünde asil bir duruş kazandıran muazzam bir denge (mizan) terazisidir.
Vuslat: Nihai Teslimiyet
Dünya gürültüsü sustuğunda, perdeler kalktığında ve nefes tükendiğinde geriye ne kalır? Tüm sahte ilahların, o güvendiğin makamların ve kalabalıkların seni terk edeceği o gün...
Ölüm, inanan bir kalp için yok oluş değil, sevdiğine (El-Vedûd) kavuşmaktır. Uzun ve yorucu bir sürgünün ardından, asıl vatana dönmektir. O büyük buluşma anında, dünyadayken kalbini O'na bağlayanlara şu ilahi nida seslenecektir:
“Ey mutmain olan (şirkten arınıp huzura eren) nefs!
Sen O'ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön!
Seçkin kullarımın arasına katıl!
Ve cennetime gir!” (89/Fecr, 27-30)