İstikamet Nedir?
Zihnini hurafelerden, kalbini sahte ilahlardan arındırdın. Aynaya baktın ve kendi acziyetinle yüzleştin. Sığınağın sadece O oldu. Buraya kadar olan yolculuk, göğüs kafesinin içinde kopardığın muazzam bir fırtınaydı. Peki ya kapıyı açıp dışarı çıktığında ne olacak?
Tevhid, sadece sessiz bir odada edilen bir dua değildir. O, sokağa indiğinde, ticaret yaparken, makam sahipleriyle konuşurken sınanır. Herkesin akıntıya kapılıp sürüklendiği bir dünyada, akıntıya karşı kürek çekmek ağır bir bedel ister. Buna Kur'an dilinde "İstikamet" denir.
Gariplerin Yolu
Hakikati bulduğunda etrafındaki kalabalıkların seninle aynı yöne gitmediğini göreceksin. Akrabaların seni kınayacak, arkadaşların seni anlamayacak, belki de dünyevi menfaatlerin zedelenecek. Yalnızlaşacaksın. İşte o an, göğsüne şu nebevi müjdeyi basmalısın:
"İslâm garip başladı, (günün birinde) yine başladığı gibi garip (yalnız ve yadırganan) hâline dönecektir. Ne mutlu o gariplere!" (Müslim, Îmân, 232)
Tevhid yolcusu, yeryüzünde bir gariptir. Onun vatanı yeryüzünün alkışları değil, Allah'ın rızasıdır.
Kırılma Anları
Hakikatin sesiyle toplumun gürültüsü kalbinde çarpıştığında... (Kartların üzerine dokun)
Aktif Sabır
Sabır, İslam'da köşeye çekilip boyun bükmek, haksızlık karşısında susup beklemek değildir. Kur'an'ın anlattığı sabır "aktif"tir. Fırtınanın en şiddetli anında, ayakları yere sağlam basmak, rüzgârın seni sürüklemesine izin vermemek ve hakikatten bir milim bile sapmamaktır.
Gündelik hayatın içinde putları yıkmaya devam etmek yorucudur. Bazen düşecek, bazen sarsılacaksın. İşte istikamet, düştüğünde yönünü kaybetmemek, pusulanın her daim O'nu göstermesidir.
"Şüphesiz 'Rabbimiz Allah’tır' deyip, sonra dosdoğru (istikamet üzere) olanların üzerine melekler iner ve onlara: 'Korkmayın, üzülmeyin, size vaad edilen cennetle sevinin!' derler." (41/Fussilet, 30)